Üroloji & Androloji
Erkek Cinsel ve Üreme Sağlığı

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkların toplumda görülme sıklığı nedir?

Hastaların bildirimi ve kayıt altına alınan vakalardaki eksiklikler nedeniyle ülkemizde yaygınlığı konusunda kesin verilere ulaşmak zordur. Kayıt sistemi çok gelişmiş olan batı toplumlarında örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde 1998 yılında 2 milyon hastanın bildirimi yapılmış ve bunun gerçek olan hasta sayısının ancak %40’ı olabileceği hesaplanmıştır. Tahmin edilen yıllık yeni hastalık sayıları, gonore hastalığına yakalananların 600 bin ve gonore dışı-klamidya enfeksiyonu- yakalananların 4 milyonun üzerinde olduğudur. Tahmin edilen genital herpes simpleks virüsü ile enfekte 31 milyon kişi ve insan papilloma virüsü ile enfekte olan 24 milyon kişinin olduğu sanılmaktadır. Dolayısıyla cinsel yolla bulaşan hastalıklar kayıt edilenlerden daha fazla olarak görülmekte ve bu hastalıklardan korunmak için toplumun daha çok bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Toplumda cinsel olarak aktif olan ve sık eş değiştiren herkes kesinlikle bu risk ile karşı karşıya olduklarını bilerek dikkatli ve bilinçli olmalıdır.

  • Sıklıkla görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?

Bakteriyel enfeksiyonlardan en sık Gonokok ve klamidya, ureoplazma ve mikoplazma cinsel yolla bulaşan enfeksiyona yol açar. Virüs enfeksiyonları da cinsel yolla bulaşır. Bunlardan en sık genital herpes simpleks ve insan papilloma virüsü (genital siğiller) rastlanır. Protozoa olarak adlandırılan diğer bir gurup organizmadan ise Trikomonas en sık enfeksiyona neden olur.

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda erkekte belirtiler nelerdir?

Gonokok enfeksiyonlarında genellikle ilişkiden 3-7 gün sonra başlayan idrar yolundan gelen koyu sarı-kahverengimsi akıntı olur. Halk arasında bel soğukluğu olarak adlandırılır. Klamidyal enfeksiyonlarda ise akıntı şeffaf renkte olabilir ve miktar olarak gonoreye göre çok az olabilir. Bu akıntı hastalar tarafından çoğu zaman sabah görülür. Akıntı dışındaki bir diğer şikayet genellikle idrar yaparken yanmadır. Normal zamanda da idrar yolunda kaşıntı veya yanma olabilir. %25-30 hasta ise hiçbir belirti görülmeyebilir. Virüs enfeksiyonlarında herpes simplekste kızarık bir zemin üzerinde küçük içi berrak sıvı dolu kesecikler görülür. Genellikle  ağrılıdır. Genital siğillerde ise genital bölgede ciltte çeşitli büyüklükte ve sayıda siğiller görülür. Ağrı görülmez. Bazen idrar yolunun hemen ağzında da bu lezyonlara rastlanabilir.

  • Bu hastalıkların tanısı nasıl konulur?

Akıntıdan alınan örneğin direkt mikroskop ile gonokok enfeksiyonu tanısı konulabilir. Klamidya enfeksiyonunda tanı koymak daha zor olabilir. Bazı özel tekniklerle etkeni tanımlamak mümkündür. Virüs enfeksiyonlarında ise tanı genellikle ciltteki lezyonların karakteristikleri ile konur. Ancak lezyonlardan alınan örneklerin genetik laboratuarlarında PCR denilen teknikle en doğru biçimde tanımlanması yapılabilir.

  • Trikomonas enfeksiyonu nasıl belirti verir ve tanımlanır?

İdrar yoluyla ilgili şikayetlerle hasta başvurur. Genel olarak incelemelerde sık görülen gonokok ve klamidya enfeksiyonu saptanamaz ise trikomonas düşünülmelidir. Tanı idrar yolundan alınan sıvının direkt mikroskop ile incelenmesinde protozoanların görülmesi ile konulur.

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğunda tedavi medikal yolla mümkündür. Ancak hastaların belirtilerin başladığı anda veya şüpheleri olduğunda doktora başvurmalarını öneririm. Özellikle virüslerin yol açtığı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda kesin olarak virüsün ilaç yoluyla ortadan kaldırılması mümkün değildir. Genital siğiller koterizasyon (elektrik ile yakma) veya dondurma yöntemi veya lezyon üzerine sürülen ilaçlarla ortadan kaldırılabilirler. Ancak virüs vucutta sessiz kaldıktan belli bir süre sonra siğiller yeniden çıkabilirler. Tekrar bulaşmaları engellemek için bakteriyel enfeksiyonlarda ve virüs enfeksiyonlarda mutlaka eşinde muayenesi ve tedavisi gereklidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için bilinçlenme en etkin yoldur. Cinsel olarak aktif olan her bireyin bu konuda bilgi sahibi olması ve korunmak için mutlaka kondom kullanmaları gerekmektedir. Ayrıca çok eşlilikten kaçınmak en etkin korunma yollarından biridir.

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar beraberinde ne gibi sorunlar getiriyor? Kısırlığa yol açıyor mu?

Erkekte idrar yollarında akıntıya neden olan gonore ve klamidya enfeksiyonları sperm taşıyan kanallarda ve testiste şişmeye neden olabilirler. Bu erkeklerde testislerde şiddetli ağrı ve yüksek ateş görülebilir. Bu durum gelişen erkeklerde kanallarda tıkanıklık gelişerek hastalıktan sonra spermin hiç dışarı çıkamaması nedeniyle kısırlık oluşabilir. Testisin çok şiddetli tutulduğu durumlarda hastalık sonrası testiste küçülme ve sperm yapımında azalma ve sonuç olarak kısırlık gelişebilir. Bazı durumlarda prostat bezi tutularak prostatit gelişebilir. Prostatta yerleşen bakteriler ilerleyen zaman içerisinde tedaviye dirençli kronik prostatit gelişimine neden olabilir. Bu durum hastalarda yaşam kalitesini ciddi oranda bozan idrar yapma şikayetleri ve kronik ağrı ve yanma şikayetlerine ayrıca sperm çıkışını bozarak yine kısırlığa neden olabilir. Nedeni açıklanamayan kısırlık problemi olan çiftlerde yapılan çalışmada erkeklerin %40 kadarında semende klamidyal DNA bulunmuştur. Bu da geçirilen enfeksiyon sonrası spermlerin etkilenebileceğini düşündürmektedir. Klamidyal enfeksiyonların sperm DNA yapısını bozduğuna dair yakında yapılmış çalışmalar vardır. Ayrıca enfeksiyonda aşırı miktarlarda artan beyaz kürelerin varlığı serbest oksijen radikallerinin artmasına bunlarda spermin zar yapısını bozarak sperm kalitesi ve fonksiyonunda bozukluklara yol açabileceği bildirilmiştir.

İnsan papilloma virüslerinin bugüne kadar belirlenmiş 75 değişik tipi vardır. Bunlardan en sık görülenleri tip 6 ve 11 dir. Bunun dışında özellikle tip 16 ve 18 in erkeklerde penis kadınlarda rahim ağzı kanseri riskini artırıcı etkisi olduğu ispatlanmıştır. Bu nedenle genital siğillerde tipleme yapılması kadınların rahim ağzı kanseri riskinin değerlendirilmesi açısından önem taşır.