Üroloji & Androloji
Erkek Cinsel ve Üreme Sağlığı

Sperm Dondurma tekniği zaman içerisinde ne kadar ilerledi ?

Literatürde dondurulan spermler ile elde edilen gebelik ilk kez Bunge ve Sherman tarafından 1953 yılında Nature adlı tıp dergisinde yayınlanmıştı. O zamandan günümüze kadar geçen 60 yıldan fazla sürede dondurma protokolleri geliştirilmeye devam etti. Günümüzde özellikle kanser tedavisi öncesinde genç erkeklerde sperm örnekleri alınarak dondurulup ileride kanserden kurtulduktan çocuk sahibi olabilmeleri sağlanmaktadır. Tıkanıklığa bağlı veya üretim bozukluğuna bağlı menide hiç spermi olmayan erkeklerin de testisten elde edilen spermlerinin dondurularak saklanması yoluyla tüp bebek tedavileri ile çocuk sahibi olmaları mümkündür. Üretim bozukluğuna bağlı azoospermik erkeklerde testis dokusunda sperm varlığını teşhis amaçlı diagnostik mikro TESE operasyonu yaparak bulunan spermleri dondurma yoluyla saklayabiliyoruz. Bu yolla testis dokusu sperm üretmeyen başka bir değişle mikro TESE ile sperm bulunmayan erkeklerin eşlerinin gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi ile çiftlerin maddi ve psikolojik olarak yıpranmalarının önüne geçilebilmektedir.  Hatta sperm örneği stres veya hastane fobisi nedeniyle veremeyen erkeklerin veya tüp bebek tedavisi sırasında eşinin yanında bulunamayacak örnekleri önceden alınarak dondurularak saklanması da günümüzde sperm dondurma tekniğinin kullanıldığı durumlardır.

Sperm dondurma ve saklanma yöntemi dışında günümüzde kadınların yumurtalarının veya tüp bebek uygulamalarıyla oluşan embriyoların dondurulması da artık başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. 


Klinefelterli Erkekler de Çocuk Sahibi Olabilir
Klinefelterli Erkekler de Çocuk Sahibi Olabilir
Geçmiş yıllarda çocuk sahibi olmak için başvuran ve sperm üretim bozukluğuna bağlı 485 azoospermik erkekte geriye dönük olarak yaptığımız bir çalışma Fertility and Sterility dergisinin Nisan 2011 sayısında yayınlandı. Bu çalışmamızda sperm üretim bozukluğu olan erkekleri iki guruba ayırıp sperm bulma ve ICSI sonuçları açısından iki gurup arasında fark olup olmadığını araştırdık. Birinci gurupta bulunan ve kromozom analizinde Klinefelter sendromu tespit edilen 106 azoospermik erkek ile ikinci gurupta kromozom yapısı normal olarak tespit edilen 379 azoospermik erkek yumurta toplama işleminin yapılacağı gün sperm elde edilmesi amacıyla mikro-TESE operasyonuna alındı. Mikro-TESE operasyonu sonucunda Klinefelter sendromlu erkeklerin 50’sinde (%47) ve kromozom yapı bozukluğu olmayan azoospermik erkeklerin 188’inde (%50) testis dokusundan sperm başarılı bir şekilde elde edildi. Her iki gurup arasında yapılan istatistiksel çalışma anlamlı bir fark olmadığını gösterdi. Klinefelter gurubundaki sperm bulunan ve bulunmayan erkeklerin yaşları karşılaştırıldığında, sperm bulunan erkeklerin anlamlı olarak bulunmayanlardan daha genç oldukları görüldü. Kromozom yapısı normal ve azoospermik diğer gurupta ise erkeklerin yaşının sperm bulunan ve bulunmayanlarda önem taşımadığı görüldü. 2006 yılında 74 Klinefelterli erkekte yaşın önemli bir faktör olduğunu gösterdiğimiz yazımızdan sonra 106 vakalık bu çalışmamızla da anlamlı bir şekilde tekrar belirtmiş olduk. ICSI sonuçları da sperm bulma oranları kadar şaşırtıcı sonuçlar verdi. Her iki guruptan elde edilen spermlerin eşlerin yumurtalarına enjekte edilmesi sonucunda kromozom yapı bozukluğu olmayan erkeklerden elde edilen spermlerin dölleme kabiliyetlerinin Klinefelter sendromlu erkeklerden elde edilen spermlere göre daha üstün olduğu görüldü. Ancak gebelik oranları ve canlı doğum oranları arasında anlamlı bir fark görülmedi. Düşük oranlarına baktığımızda ise yine her iki guruptaki düşüklerin sayısının anlamlı olmadığı ortaya çıktı. Klinefelter sendromlu erkeklerden elde edilen spermlerin uygulaması sonucu doğan 29 bebeğin 21’inden aldığımız kan örneklerinin incelenmesinde kromozom yapısını normal olduğunu tespit ettik. Bu çalışmanın özeti olarak şunu söyleyebiliriz: Genel olarak mikroenjeksiyon ve testisten sperm elde edilen Klinefelter sendromlu erkeklerin sperm bulma şanslarının çok düşük olduğu ve sperm bulunsa bile gebelik olmayacağı ve gebelik oluşsa bile çocuklarında kromozom yapı bozukluğu olma ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünülürdü. Bu çalışmamızın sonuçları bütün bu düşüncelerin doğru olmadığını ve Klinefelter sendromlu erkeklerin diğer azoospermik erkekler gibi sperm bulma ve sağlıklı çocuk sahibi olma şanslarının aynı olduğunu göstermiş oldu. 106 vakalık bu çalışma, Klinefelter sendromlu erkekler üzerinde bugüne kadar yapılmış dünya Tıp Literatürü’ndeki en geniş çalışmadır.
Devamını Oku...
Semen Analizi İçin Örnek Nasıl Verilmelidir?
Semen Analizi İçin Örnek Nasıl Verilmelidir?
Semen analizi için mastürbasyon yoluyla geniş ağızlı ve steril bir kap içerisinde meninin toplanması gerekir. Mastürbasyon yoluyla örnek veremeyen kişilerin özel bir prezervatif ile eşi ile ilişkiye girerek meni örneği alınabilir. Örneklerin hastane içerisinde özel olarak ayrılmış odalarda verilmesi ve hemen laboratuvara ulaştırılması gerekir. Ancak hastane ortamında örnek veremeyen kişilerin örnekleri vücut sıcaklığında muhafaza ederek, yaklaşık 30 dakikada laboratuvara ulaştırması istenir. Mastürbasyon sırasında kayganlaştırıcı madde veya sabun vb., kullanılan prezervatiflerde sperm öldürücü madde olmaması gerekir. Ayrıca semen analizi için örnek vermeden önce 2-4 günlük cinsel perhiz veya boşalmamış olmak gereklidir.
Devamını Oku...
Azoospermik Erkeklerde Dondurulmuş Sperm Kullanımı
Azoospermik Erkeklerde Dondurulmuş Sperm Kullanımı
Dondurulmuş spermlerin tüp bebek tedavisinde kullanımı ile ilgili olarak bu tedavilere başvuran çiftlere danışmanlık verilirken çözülme sonrası sperm kalitesi ile ilgili sorun yaşanabileceği ve gebelik şansının düşük olacağı yönünde bilgiler verilmektedir. Çocuk sahibi olma problemi yaşayan çiftlerin yaklaşık %10’unda azoospermi durumu ile karşılaşmaktayız. Sperm üretim bozukluğuna bağlı azoospermik erkeklerde testisten sperm elde etme teknikleri ile ortalama %50 oranında sperm elde etme başarısı bilinmektedir. Bu nedenle kadınların tüp bebek tedavisine başlatıldığı üretim bozukluğu olan erkeklerin yarısında kadınların gereksiz tedavi görmektedir. Bunun çiftler üzerinde maddi ve psikolojik yıkıcı etkilerini günlük pratiğimizde görmekteyiz. Amerikan Üreme Sağlığı Derneği’nin dergisi olan Fertility and Sterility’de Şubat 2014 sayısında sperm üretim bozukluğuna bağlı erkeklerde testisten elde edilen spermlerin taze olarak aynı gün kullanımı ile dondurulup çözüldükten sonra kullanımı arasında döllenme ve gebelik oranları arasında anlamlı bir fark olmadığını gösteren bir makale yayınlandı. Chicago Illinois Üniversitesi’nden Ohlander ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada 2012 yılına kadar olan tıp literatüründe tüp bebek uygulamalarında dondurulmuş ve taze spermlerle ilgili yapılan tüm çalışmalar tarandıktan sonra 11 çalışma kriterlere uygun olduğu tespit edilmiş. Bu 11 çalışmadaki sonuçların meta-analizi yapıldığında taze spermlerle yumurtaların döllenme oranı %52.9, dondurulmuş spermler kullanıldığında bu oran %54 bulunmuş. Gebelik oranlarına bakıldığında ise taze spermlerle yapılan işlemlerde %28.7 gebelik elde edilirken, çözdürülmüş spermlerle gebelik oranı %28.1 olarak bulunmuş. Sonuç olarak makalede tüp bebek uygulamaları için başvuran çiftlerde erkekte sperm üretim bozukluğuna bağlı azoospermi varsa dondurulmuş sperm ile taze sperm kullanımının döllenme ve gebelik açısından anlamlı bir fark yaratmayacağı bilgisi verilmesi ve çiftlerin bu bilgiler ışığında tedavilerine başlatılmaları önerilmektedir.
Devamını Oku...
Sorunlarınızı hemen çözün
Randevu Alın