Üroloji & Androloji
Erkek Cinsel ve Üreme Sağlığı

Genetik Başkalaşım

DNA üzerinde kuşaktan kuşağa aktarılan kalıtsal birimlere gen adı verilir. Bazen DNA üzerindeki gen dizilimde değişimler olabilir, bunun sonucu kodlamanın yanlış okunması ile bozuk protein sentezlenebilir veya protein sentezi durabilir. Bu mikro ortamdaki başkalaşımın çocuklara aktarılması bir takım değişimleri de beraberinde getirebilir. Son yıllarda bilgisayar yardımıyla yapılan analizlerin daha hızlı ve doğru sonuçlara ulaşmamızı sağlamasıyla bu başkalaşımların ebeveynlerin hangisinden kaynaklandığı anlaşılabilmektedir.
Değişimin nedeni baba
İnsanda yeni mutasyonların gelecek kuşaklara aktarılmasında son yıllardaki araştırmalar esas olarak anne değil babadan geçen genlerin rol oynadığını göstermektedir. Çocuklardaki genetik yapının incelenmesinde başkalaşıma uğramış olan genlerin oluşumunda babadan gelen genlerin anneden gelen genlere göre 6 ila 9 kat daha fazla rolü olduğu tespit edilmiştir.
Çok genç erkekler de değişime katkı sağlıyor
İleri yaşta baba olanların çocuklarında genç yaştaki erkeklere göre daha fazla genlerde başkalaşım görüldüğü hatta otizm, şizofreni ve başka ileri yaş kalıtsal hastalıkların ileri yaşta baba olanların çocuklarında görülme sıklığının arttığı bilinmekteydi.
İlgi çekici yeni bir araştırma çok genç yaşta çocuk sahibi olan erkeklerin yine çok genç yaşta çocukları olan kadınlara göre 5 kat daha fazla genetik başkalaşıma neden olduğunu gösterdi. Bu çalışma Cambridge Üniversitesi bilim adamlarının Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarındaki 24097 DNA örneklerinden yaptıkları analizlerin sonucunda ortaya çıktı. Yani erkekler delikanlı çağlarında da olsa  veya dede olma çağında da baba olsa genetik değişimde aynı oranda rol oynamaktalar.
Dolayısıyla erkeklerin genetik olarak başkalaşıma uğramış genler üzerindeki etkisi kadınlardan gelen genlere göre daha fazla. Bunu göz önüne alarak baba adaylarının tüm yaşamları boyunca kendilerine özen göstermeleri gelecek kuşakların sağlığı açısından da önem taşımaktadır. 


Varikosel Nedir, nasıl tedavi edilir ?
Varikosel Nedir, nasıl tedavi edilir ?
Vaikosel, testisin venöz yapısında oluşan ve doğuştan olan bir damarsal anomalidir. Yaşla birlikte ilerleyerek sperm yapım bozukluğuna neden olabilir. Çok ilerlemiş olgularda testis boyutlarında azalma ve testosteron yapımında bozukluklara neden olabilir. Bazı erkeklerde sperm yapım bozukluğu dışında testiste veya kasık bölgesinde ağrı olabilir. Genellikle sol testiste görülmekle birlikte her iki testistede olabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1992 yılındaki verilerine göre 9043 erkekte semen analizi incelemelerinde, sperm parametreleri bozuk olan erkeklerin %25’inde ve normal sperm parametrelerine sahip erkeklerin %12’sinde varikosel tespit edilmiştir. Başka bir çalışmada infertilite şikayeti ile başvuran erkeklerin %35-40’ında varikosel tespit edilmiştir. Teşhiste en önemli tanı yöntemi fizik muayenedir. Testise giden kord adı verilen damar ve sinir yapısının elle muayenesinde teşhis konulur. Muayenede öksürtme veya ıkındırma ile karın içi basıncı arttırılarak genişlemiş damar yapısının tanınması amaçlanır. Sadece ıkınma yoluyla hissedilen varikosel Grade 1, ayakta muayenede ıkınmadan hissedilen Grade 2 ve dışarıdan görülür düzeyde damar yapısının olduğu varikosel Grade 3 olarak adlandırılır. Doppler ultrasound ile varikosel araştırması muayenede tam olarak algılanamayan olgularda ayırıcı tanı olarak istenebilir. Amerikan Uroloji Derneğinin 2002 yılındaki toplantısında yalnız ultrasound ile tespit edilen varikoselin klinik açıdan bir anlamı olmadığı ve operasyona gerek olmadığı bildirilmiştir. Tedavide kasık bölgesinden yapılan mikroskobik cerrahi yöntem ile damarların bağlanmasıdır. Ameliyatta mikroskop kullanılması operasyonda damarların daha net olarak tanınmasını ve testisi besleyen arterin dikkatli bir şekilde korunmasını sağlar. Bu yöntemle  yapılan cerrahi müdahelelerde başarı şansı yüksek komplikasyon oranı düşüktür.
Devamını Oku...
Sperm İçin Toksik, Öldürücü Maddeler
Sperm İçin Toksik, Öldürücü Maddeler
Ph’ı düşük olan sıvılar ve kayganlaştırıcılar sperm için toksiktir yani öldürücüdür. Hodgin Lenfoma, testis tümörleri ve akut lenfositik lösemi (ALL) gibi genç yaşlarda görülen kanser hastalıklarının tedavisinde kullanılan kemoterapötik ilaçlar da şiddetli sperm yapım bozukluğuna yol açarlar. Sperm yapımından sorumlu olan hücreler radyasyona aşırı duyarlıdır. Yine kanser tedavisi için kullanılan radyoterapi de sperm yapımını geçici olarak durdurabilir veya tamamen yok edebilir. Vücuttaki tüm organlara olduğu gibi sigara ve alkolün düzenli ve aşırı miktarlarda alınması sperm yapımını bozar. Aşırı alkol alımı karaciğer ve hormonal dengeyi bozarak dolaylı olarak da sperm yapımı üzerinde negatif etki yapar. Sigara içerisindeki toksik maddeler yoluyla sperm hareketliliğinin üzerinde negatif etki yapar. IVF/ICSI tedavisine alınmadan önce (en az üç ay) çiftlerin sigara ve alkol kullanımını tamamen bırakmaları tavsiye edilmektedir.  Marihuana ve kokain gibi keyif verici maddeler de sperm yapımını bozar. Vücut geliştirmede veya sporcuların kullandığı androjen hormonu, sürekli radyasyona maruz kalmak (röntgen teknisyenleri), tarımda kullanılan böcek öldürücü ilaçlar veya sürekli sıcak ortamda çalışan kişilerde sperm kalitesi bozulabilir. Düzenli saunaya veya sıcak banyo (hot tubs, hamam) yapma alışkanlığı olanlarda da sperm kalitesinde (sayı ve harekette) bozulma görülebilir.
Devamını Oku...
Sperm Yapısı (morfoloji) Sıfır Olan Erkeğin Çocuğu Olur Mu?
Sperm Yapısı (morfoloji) Sıfır Olan Erkeğin Çocuğu Olur Mu?
Sperm yapısındaki (morfoloji) bazı bozukluklar dölleme kabiliyetleri ve doğal yoldan gebelik oluşturmak açısından önemli bilgiler verir. Sperm morfolojisi sıfır olup normal yolla gebe kalamamış  olan çiftlerde artık mikroenjeksiyon yoluyla gebelik ve canlı doğum sağlanmaktadır. Günümüzde mikroenjeksiyon ile gebelik sağlanablen erkeğe bağlı sorunlardan biri de spermin yapısal bozukluk taşımasıdır. Dolayısıyla morfolojinin bozuk olması ICSI açısından çok da önem taşımaz. Ancak bazı önemli yapı bozukluklarının oransal olarak ileri derecelerde olması, bu erkeklerin mikroenjeksiyon yöntemi ile bile çocuk sahibi olma şanslarının düşük olabileceğini gösterir. Örnek vermek gerekirse spermin baş yapısında küre şeklinde veya anormal büyük olarak gözlenmesi kısa kuyruk yapı bozukluğu gibi durumlarda spermlerin gebelik geliştirme oranları oldukça düşüktür.
Devamını Oku...
Sorunlarınızı hemen çözün
Randevu Alın